Tuesday, July 13, 2010



      iAd   


  Iphone 4'ün çıkışıyla beraber bütün medyanın ilgi odağı olduğunu biliyoruz. Bu yüzden tanıtıldıktan veya satışa sunulduktan sonra buraya özelliklerini ve cihazın geleceğiyle ilgili tahminlerimi yazma gereği bulmadım. Ilginç nokta ise, bir telefonun en temel özelliğini -aramayı- etkileyen çekim problemine, ve birçok insanın ağır eleştirilerine rağmen firmanın ve iPhone'un imajindan ve başarısından hiçbirşey kaybetmemesi. Bir firma hayal edin, bu firma sadece 1 adet telefon modeli piyasaya sürsün, ve zayıf noktaları da olsa, düşmanları bunları kullanarak kışkırtıcı/alaycı reklamlarda yayınlasalar ilk 3 günde 1.7milyon adet (saniyede yaklaşık 6 iPhone) satabilsin !

     Nedir peki işin sırrı? Retina Display gibi inovatif özellikler mi? Belki. Fakat bence açık olan, firmanın pazarlama başarısı ve dahiyane fikirleri olan CEO Steve Jobs.

     Diğer firmalarda yeni model telefonlarındaki değişiklik genelde daha yüksek megapixel kameralar, daha hızlı işlemciler gibi bir önceki modelin özelliklerinin daha gelişmişini barındırması oluyor. Sektörde yeni bir fikir ve özellik sunan firma ise pastanın büyük bölümünü götürüyor ve diğerleri onu taklit ediyor. 2007 yılında iPhone'dan ve Apple'dan bihaber olan ben Amerika'dan gelen kuzenimin iPhone'unu elime aldığımda şaşırmıştım ve bu yaklaşımı görmüştüm. Telefon diğer tüm telefonlardan farklıydı. Tuşlarının olmaması çok da tuhaf diildi belki ama birden çok parmakla bu şekilde rahat ve efektif kullanılması gerçekten bahsettiğim inovasyonun ta kendisiydi.

    Inovasyon dışında, Steve Jobs'ın (veya ekibinin) ürettiği müşterinin ihtiyaçlarını ve çıkarlarını gözeten kendi tabirleriyke "herkesin kazandığı" fikir ve stratejiler bu başarının arkasında. Appstore bunlardan birisi mesela. 2007 de ilk nesil iPhone'un sunumunda Steve Jobs cihazın Apple bilgisayarlarındaki işletim sistemi olan Mac OS X çalıştırdığını belirtmişti. Fakat cihazın ilk yazılımı sadece 7 adet (yanlış hatırlamıyorsam)  uygulama içeriyordu. Halbuki iPhone çok daha fazlasını yapabilecek kapasitedeydi. Bunu gören bazı  kullanıcılar "jailbreak" adını verdikleri bir yöntemle iPhone'a kendi yazdıkları programları yüklediler ve kısa sürede herkes iPhone'unu jailbreak yapmaya başladı. Apple bunu gördü ve bunu kullanıcıların (ve 3.parti yazılımcıların) da işine gelebilecek şekilde nasıl kendi çıkarlarına doğru yönlendirebileceklerini düşündüler ve 2008 de AppStore ortaya çıktı. Jailbreak için yazılım yazanlar artık AppStore için yazıyordu çünkü yüklenme başına (kendilerinin belirledikleri genellikle 1 dolar civarında) ücret alıyorlardı. Bu sayede insanlar çok daha çeşitli ve eğlenceli uygulamalar içeren AppStore kullanmaya başladılar ve iPhone bu uygulamalar sayesinde yepyeni bir boyuta ulaştı ve pazarın lideri oldu.

     Buraya kadar anlattıklarımın iPhone 4 (ve içinde bulunduğu yazılımı iOS4) ile ne ilgisi var diyebilirsiniz. Fakat Apple iOS4 belki şu an için önemi farkedilmese de en az yukarıda anlattığım fikir kadar dahiyane bir fikir/strateji içeriyor: iAd.


    Nisan ayında sahneye çıkan Steve Jobs, iOS4 ün 7. "tent-pole"ü iAd'e giriş yapmadan önce TV, internet ve mobile reklamın işleyişinden söz etti. TV deki reklamlar yeterince "duyguya hitap eden" etkileyiciliğe sahipti fakat internet gibi interaktif değildi, yani TV de beğendiğimiz bir ayakkabıyı anında satın alamıyoruz. Internet reklamları ise interaktif olmasına karşın TVdeki etkiye sahip değil. iAd ise hem TV kadar samimi ve etkileyici hemde internet kadar interaktif bir reklam sunuyor Jobs'un söylemiyle.


     1 iPhone kullanıcısı ortalama 30 dakika uygulamalarla vakit geçiriyormuş ve "Eğer her 3 dakikaya 1 reklam koyduğumuzu düşünürsek günde 1 cihazda 10 reklam yayınlamış oluruz" diyor Steve Jobs. 100 milyonuncu cihazın (iphone/ipod touch) da satıldığı hesaba katılınca bu yaklaşık günde 1 milyar (!) reklam anlamına geliyor. Ayrıca, reklam gelirinin %60 ı yazılımcıya ayrıldığı için uygulama yazmaya teşvik edilmesi, uygulama fiyatlarının düşmesi ve insanların daha çok uygulama indirip vakit geçirmesi -ve en sonunda- iPhone fenomeninin daha da büyümesi demektir.



  


      Peki nası işliyor iAd ve önceki mobile reklamlarından farkı nedir? Önceki uygulamalarda gördüğünüz reklam linkine dokunduğunuzda sizi uygulamadan çıkarıp, internetteki reklam veren siteye  yönlendiriyordu. Uygulama kapandığı için kaldığınız yerden devam bile edemiyordunuz ve sonuç olarak kimse reklamlara basmak istemiyordu. Ayrıca internet yoluyla reklam verildiği için yukarıda bahsettiğim gibi yeterince etkileyiciliğe sahip değildi.

     iAd iOS 4 ün bir parçası. Yani bir uygulama yüklendiğinde reklam da içinde gömülü olarak geliyor. Uygulama içinde gördüğünüz reklam satırına dokunduğunuzda uygulama içinde bir bölüm açılıyor. Bu bölüm video / oyun gibi yüksek kaliteli öğeler barındırıyor. Zaten uygulama içinde gömülü geldiği için herhangi bir veri kısıtlaması içermediğinden en az TV kadar etkileyici içerikler sunulabiliyor ve istenilen anda sol üst köşedeki x işaretine dokunarak tekrar uygulamadaki kaldığımız yerden devam edebiliyoruz.


     Gerçekten de söylenildiği gibi mobil reklam piyasasını tamamen farklı bir boyuta çıkarıp çıkarmayacağını bende merak ediyorum.


Sonradan gelen edit : Bir arkadaşımın farketmesi üzerine yazının başında bir bilgi hatasını düzeltiyorum. iPhone 4'un ekran ve anten sorunları ilk 3 gün satışından çok sonra patlak vermiş. Yinede firmanın bu ayın 16'sında anten sorunuyla ilgili verdiği basın konferansından aldığımız istatistiğe göre ilk 2 haftada 3milyon satış gerçekleşmiş. Bu rakam ilk paragrafta anlattığım olguyu destekliyor; apple müşterisi anten sorununa rağmen firmaya sahip çıkıyor (!).

Tuesday, March 2, 2010

Nexus One - Acaba sonunda iPhone için gerçek bir rakip mi çıktı?




Geçtiğimiz Ocak ayının başında HTC tarafından üretilen ve "Google Phone" olarak bilinen Nexus One nihayet piyasaya sürüldü. Şunu söylemeliyim ki, ürün bir çok yönüyle kesinlikle piyasadaki iPhone klonlarından biri değil. Zaten CNET tarafından iPhone 3GS ile karşılaştırılmaya layık bulunmuş ilk telefonmuş kendileri (Nexus One vs. iPhone3GS).  


Nexus One; Gmail, Maps, Docs gibi Google teknolojilerini en hızlı ve kolay kullanabileceğimiz bir şekilde üretilmiş. Google Maps üzerinden iPhone'da yapamadığımız rota takibini Nexus One'da kusursuz bir şekilde yapabiliyor; rehber, takvim gibi uygulamaları Google ile kolayca senkronize edebiliyoruz.


Nexus One'ın en büyük silahlarından birisi içerisindeki Google tarafından geliştirilmiş "Andorid" isimli mobil işletim sistemi. Bu işletim sisteminin en büyük avantajı açık kaynak kodlu (open source) olması. Bunun anlamı, içerisindeki programlar herkes tarafından geliştirilebilir ve herhangi bir izin alınmasına da gerek kalmaz. Yani farzedin ki, birisi cihazın içindeki web browserdan daha iyi bir web browser geliştirdi, hemen kendi cihazımıza yükleyebiliriz. Böylece Apple, Microsoft gibi firmaların programlar üzerindeki monopoliliğinden kurtulmuş oluyoruz.
 
 
Open source dışında, herbiri iPhone karşısında çok büyük avantaj oluşturabilecek diğer unsurlar ise; flash desteği, multitasking, daha hızlı web browsing, flash içeren 5 MP kamera, sesten yazıya aktarma özelliği gibi iPhone'de olmayan güçlü özellikler. Ayrıca Nexus One, Apple'ın "The Fastest iPhone Ever ! " diyerek tanıttığı iPhone 3GS den belirgin bir şekilde daha hızlı.



Peki, iPhone'un hala üstün olduğu yanları ?  


Çoklu-Dokunmatik Ekran: iPhone en başından beri liderliğini koruduğu multi-touch teknolojisinde hala en iyisi ! Nexus One ilk çıktığında (5 Ocak) multi-touch'ı desteklemiyordu. (donanıma sahipti, ancak sanıyoruz ki yazılımsal olarak multitouch patentine sahip olan Apple ile anlaşmazlıkları vardı). 2 Şubattaki yazılım güncellemesinden sonra multitouch'a sahip olan Nexus One videolarda gördüğümüz üzere maalesef iPhone kadar seri ve efektif değil. Bu sayede iPhone, oyun kontrolü ve diger uygulamaların kullanım rahatlığı gibi alanlarda Nexus One'dan çok daha önde duruyor !


Uygulama Marketi: Yaklaşık 100.000 e yakın uygulama içeren iPhone'un AppStore'una Android Market bunun sadece 5te 1i kadarıyla yanıt veriyor. iPhone'u iPhone yapan şeylerden birisi de içerisindeki zengin çeşitliliğe ve fonksiyonelliğe sahip uygulamalarıdır. Bu sayede iPhone bir telefon dışında herşeye dönüşebilir ! Ayrıca, bi o kadar popüler olan iTunes sayesinde de iPhone'a istediğiniz multimedyayı (müzik, film, diziler, Tv Şovları, Podcastler ve hatta Üniversite Derslerine kadar) anında herşeyi indirme imkanınız vardır.

Sonuç olarak; Nexus One, gerek donanım gerek yazılım bakımından iPhone karşısında ciddi üstünlüklere sahip olsada, şahsi fikrim kullanım kolaylığı, AppStore, iTunes gibi silahlara sahip olan iPhone karşısında çok büyük fikir ve devrim yaratan yeniliklere sahip olmadığından, iPhone için ciddi bir tehlike arz etmeyecek. iPhone hala kullanım kolaylığı ve elinde bulundurduğu AppStore avantajıyla pazarda liderliğini koruyacak gibi görünüyor.